KARADENİZ’İN KUZEY YILDIZI SAMSUN
 

İLK DURAĞIMIZ SAMSUN

Doğa, tarih, kültür, medeniyet ve insanın harmanlandığı özge bir coğrafyanın adıdır Türkiye’nin yeşil kuşağı Karadeniz. Ülkemizin küresel ölçekte itibarı ve rekabet gücü artarken Doğu Karadeniz Projesi Bölge Kalkınma İdaresi Başkanlığı DOKAP da Karadeniz’in gücüne güç katmak için büyük bir özveriyle çalışmalarını devam ettiriyor. 2012 yılında faaliyete geçen DOKAP; Artvin, Bayburt, Giresun, Gümüşhane, Ordu, Rize, Samsun, Tokat ve Trabzon illerinde bölge halkının refahı ve mutluluğu için çalışırken aynı zamanda bölgenin başta turizm ticaret ve temel altyapı ihtiyaçlarının karşılanmasını, ekonomik kalkınması ve sosyal gelişiminin hızlandırılmasını hedefleyen, çok sektörlü, sürdürülebilir, insan odaklı ve entegre bir bölgesel kalkınma projesidir.Bu kapsamda DOKAP başta turizm olmak üzere, sanayi ve üretim sektörleri, ekonomik kalkınma, altyapı ve kentsel gelişme, sosyal gelişme ve bölgesel düzeyde kurumsal kapasitenin geliştirilmesi başlıklı 5 ana eksen üzerinde çok sayıda projeyi hayata geçirmiştir.Samsun’dan Hopa’ya kadar uzanan yayla koridorunu doğa ve çevre ile uyumlu şekilde birleştiren Yeşil Yol,  DOKAP’ın kontrol ve koordinasyonuyla gerçekleştirilmiştir. Turizm master planı ve Türkiye’nin ilk bölgesel kültür envanteri projesiyle desteklenen bu çalışma Karadeniz’de doğa ve kültür turizmini geliştirecek, bölge halkının gelir düzeyini artıracak en önemli hamledir.

Samsun ili coğrafi koşulları, iklimi ve ulaşım imkânlarının yanı sıra ekilebilir, verimli arazileri ve çevresindeki illere kıyasla düz alanlarının fazla oluşuyla bölgenin cazibe merkezlerinden biri olmuştur. Samsun ili 19. asrın ikinci yarısından itibaren ve Cumhuriyet’in ilk yıllarında toplu göçlerin yaşandığı bir ilimizdir. Cumhuriyet’in ilanından sonra da çevre illerden sürekli olarak göç almıştır. Göç hareketleri özellikle 1940 ve 1950’li yıllarda artmıştır.

İlk Yerleşimler

Şehrin kıyı kesiminin hava şartları yumuşak, iş kesimlerininki ise serttir. Kıyı ve iç kesimlerin ikliminde görülen bu farklılık, şehirdeki yerleşimler için de belirleyici olmuştur. Şehir nüfusu ağırlıkla kıyı kesimlerinde ve denizi gören yamaçlarda toplanmıştır.İldeki insan yerleşimlerine etki eden, yerleşim alanlarını belirleyen unsurlardan biri de göç hareketleridir. Samsun ili nüfus hareketleri, yani göçler açısından adeta bir laboratuvar gibidir. İç ve dış, zorunlu ve gönüllü, daimi ve mevsimlik gibi ana başlıklar altında ele alman başlıca göç çeşitlerinin hemen her çeşidine Samsun’da rastlanır. Samsun, tarih boyunca çeşitli defalar gerek yurt içinden gerekse yurt dışından göç almış olan bir ilimizdir. Özellikle 19. yüzyılın ortalarından itibaren Kırım ve Kafkasya’dan çok sayıda göçmen Samsun’a gelip yerleşmiştir. Lozan Antlaşmasından sonra mübadele ile Balkanlardan Türkiye’ye gelen çok sayıda göçmenin iskân edildiği Samsun ili, dış göçlerin yanı sıra özellikle 1950’den sonra artan bir hızla çevresindeki illerden de göç almıştır.Bugün Samsun nüfusunun önemli bir bölümünü oluşturan göçmenleri iki grupta incelemek mümkündür: Birincisi Cumhuriyet’in ilanından önce Kırım ve Kafkasya’dan gelen göçmenler, ikincisi Cumhuriyet’in ilanından sonra yapılan mübadele ile Samsun’a gelen Balkan mübadilleri.

Mübadele Yılları

Samsun ilinde Cumhuriyet’in ilanına kadar olan dönemde, kıyı kesimlerinde ve denize bakan sırt köylerinde Rum nüfus bulunmaktaydı. İstiklâl Harbi’nin bitiminde Rumlar, Lozan antlaşmasıyla Samsun’u terk etmişler, Rumlardan boşalan yerlere de ağırlıkla Selânik, Kavala, İskeçe'den gelen mübadil Türkler yerleştirilmiştir.1923 yılı sonlarında ilk mübadil kafilelerin Samsun’a gelişi ile başlayan bu göç ve iskân süreci yaklaşık iki yıl devam etmiş, bu süre zarfında yaklaşık 24.000 göçmen Samsun ve kazalarına yerleştirilmiştir. Osmanlı döneminde Rum köyü olan Ayvacık’ta, mübadeleyle birlikte Rumların boşalttığı yerlere mübadiller yerleştirilmişlerdir. Rumların kalabalık olarak yaşadıkları yerlerden biri olan Tekkeköy’de, mübadeleden sonra Rumeli’den gelen Müslümanlar iskân edilmiştir.

Samsun kültüründe el sanatları

Zanaatkârın elinden çıkan ürünlerin hepsi yöre halkının ihtiyaçlarını karşılamak amacıyla yapılmıştır. El sanatları, yapıldığı yerin kültürel özelliklerinin yanı sıra estetik zevkine dair de ipuçları verir.Gelişen teknoloji, endüstrileşme ve küreselleşme süreci mesleklerin ekonomi içindeki pazar paylarını azaltmıştır. Bu durum, genç nüfusun başka iş kollarına yönelmelerine sebep olmakla birlikte zanaatçıların yeni çıraklar yetiştirememeleri neticesini doğurmuştur.100 yıl öncesine kadar Saathane meydanına çıkan iki çarşıdan biri olan Mecidiye çarşısı esnafın, Subaşı isimli diğer çarşı ise zanaatkârın toplu biçimde faaliyet gösterdikleri yerlerdi. Bugün ülkemizin tamamında olduğu gibi Samsun’da da geleneksel el sanatları büyük ölçüde yok olmuş, halen faaliyete devam edenler de yok olmak üzeredirler.Samsun ilinde en yaygın el sanatı dokumacılıktı. Dağlık kesimlerdeki köylerde daha çok yün dokumalara rastlanırken Havza ve köylerinde pamuklu dokumalar vardı. Kıyı kesimlerinde, özellikle Bafra’da keten dokumacılığı yaygındı. Dokumalardan çeşitli giysiler, havlu, örtü gibi eşyalar üretiliyordu.

Demircilik

Yüzyıllar boyunca geçimi tarım ve hayvancılığa bağlı olan yörede gerek toprağın işlenmesi gerekse binek olarak ve tarla sürmek için kullanılan hayvanların ihtiyaç duyduğu aksamın metal parçalarının yapımı için demircilere ihtiyaç duyulmuştur. Binek hayvanı olarak atlar ve yük taşımacılığında katır gibi hayvanlar için gerekli olan nal ve nal çivileri demircilerin en çok ürettiği malzemelerdi.

Semaver

Semaver ilk olarak 18. yüzyılda Rusya’nın Tula bölgesinde geliştirildi. Çarlık döneminde Rusya’da üretilip önce Rusya’ya ardından bu ülkenin ilişkili olduğu ülkelere yayıldı. Semaver Türkiye’ye de ilk olarak Çarlık Rusya’sından Osmanlı Devletine göç etmek zorunda kalan Kırım ve Kafkas göçmenleriyle birlikte gelmiş olmalıdır. Havza, Vezirköprü ve çevresinde

Bıçakçılık

Samsun ve çevresinde çoban bıçağı adıyla bilinen yöreye özgü bıçaklar üretilmeye devam edilmektedir. Öğretmenlik mesleğinden emekli olan Halit Yücesan yaklaşık 9 yıldır Bafra’daki atölyesinde el yapımı bıçak imal ediyor. Atölyesinde özellikle, Alaçam-Gerze-Tosya üçgeninde çoban bıçağı adıyla meşhur olan bıçakların üretimine ağırlık veriyor.

Bakırcılık

Bakırcılık mesleği günümüzde son temsilcileriyle yaşatılmaya çalışılmaktadır. Yeni nesillerin kazancı düşük olan bu mesleği tercih etmemeleri bakırcılık mesleğini de yok olmanın eşiğine getirmiştir.Bakır eşyalara olan talebin her geçen gün azalması, çok emek isteyen mesleğin kazancının az olması, mevcut ustaların yanlarında çalıştırmak ve işi öğretmek üzere çırak bulamamaları bu mesleği yok olma durumuna getirmiştir. Bakırcılığa bağlı bir meslek kolu olan kalaycılık için de aynı durum geçerlidir.

Ağaç İşleri

Samsun ilinde konut ve ambar gibi yapıların yanı sıra gerek tarım gerekse balıkçılıkta ihtiyaç duyulan ahşap malzemeler, bu yörede ağaç işçiliğinin gelişmesine imkân vermiştir.Birçok tarım aletini kullanmak için gerekli olan sap ve tutacaklar, hasat edilen tahıl ve hububatın istenmeyen kısımlarını ayıklamak için gerekli olan kalbur ve elekler ve bunlardan başka, evlerde ihtiyaç duyulan çeşitli alet ve eşya, ağaç işçilerinin elinde hayat bulurdu.Denize kıyısı olan Samsun’da denizcilik, gemi ve kayık yapımına bağlı olarak ağaç işçiliği de önemli bir iş kolu olmuştur. Gemi inşası için ilin batısındaki komşusu Sinop ilinde yapılıyordu. Ancak Samsun’da da gerek balıkçılık gerekse taşımacılıkta kullanılan kayık, sandal ve küçük gemiler inşa ediliyordu.

Çarşamba Ayakkabısı

Yumurta topuk olarak bilinen Çarşamba ayakkabısı 1950’lili yıllardan bu yana üretilmeye devam ediliyor. Tasarımı çarıktan esinlenerek altına topuk takılmasıyla oluşturulmuş. Cüneyt Arkın birçok filminde bu ayakkabıyı giydi, SagopaKajmer ve Yıldıray Çınar gibi Samsunlu sanatçılar ise ayakkabıyı şarkılarına konu etti.Halk arasında basık olarak da bilinen Çarşamba Ayakkabısının üretimi el emeğine dayalıdır. Tek parça halinde kesilen derinin tek dikişle birleştirilmesiyle ortaya çıkarılan Çarşamba Ayakkabısının en belirgin özellikleri yüzeyinin pürüzsüz, işlemesiz ve bağcıksız olmasıdır. Çarşamba Ayakkabısı ilk üretildiği yıllarda topuk kısmı içe katlanarak giyildiği için “basık” adıyla anılmıştır 

Kaynak: Karadeniz Ekonomi

Eklenme : 27.08.2019
Diğer Haberler
ÇAY ÇARŞISI PROTOKOL İMZA TÖRENİ GERÇEKLEŞTİRİLDİBaşkanlığımız, Rize Ticaret Borsası ve DOKA işbirliği ile hayata geçirilecek olan "Çay Çarşısı Projesi" için protokolller, Rize Ticaret Borsasında düzenlenen törenle imzalandı.
ARICILARA ANA ARI ÜRETİMİ VE SELEKSİYON TEKNİKLERİ EĞİTİMİ VERİLDİDOKAP Bölgesi Damızlık Ana Arı Ekotip Geliştirme Projesi kapsamında üreticilere "ana arı üretimi ve seleksiyon teknikleri" eğitimi İdaremiz konferans salonunda Dr. Ali Korkmaz tarafından verilmiştir.
Başkanımızdan Ordu Büyükşehir Belediye Başkanına ZiyaretOrdu Büyükşehir Belediye Başkanı Seçilen Dr. Mehmet Hilmi GÜLER'e tebrik ziyareti
Başkanımızdan Giresun Belediye Başkanına Tebrik ZiyaretiGiresun Belediye Başkanı Seçilen Av. Aytekin ŞENLİKOĞLU'na tebrik ziyareti
BAŞKANIMIZ SN. YUSUF MENGİ ALTAŞ TV'DE KARADENİZ EKONOMİ PROGRAMININ KONUĞUYDUBaşkanımız Sn. Yusuf MENGİ, Altaş TV de yayınlanan "Karadeniz Ekonomi" programına konuk oldu.
BAL PAKETLEME VE YEM ÜRETİM TESİSLERİNİ TOKAT İLİMİZE KAZANDIRDIKBaşkanlığımız tarafından yürütülen DOKAP Bölgesi Arıcılık altyapısının Geliştirilmesi Projesi kapsamında, Tokat İli arı Yetiştiricileri Birliği bünyesinde faaliyet gösterecek olan Bal paketleme ve Yem üretim tesisi açılışı gerçekleştirildi.